Yeni Makaleler

İşletme Yapıları ve Ölçek/Yaşam Evresi İlişkileri

Klasik  organizasyon teorisi düşünürleri, işletmenin amaçlarını verimli bir şekilde gerçekleştirebilmesi için, en iyi yönetim tarzını ve organizasyon yapısını bulmaya çalışmışlardır. Bu düşünce yapısının temeli,  üst 

Takipçiliğin Dayanılmaz İtilmişliği

Çağdaş liderlik teorileri genellikle lider-merkezli çalışmalar içermektedir. Bir toplumu, kurumu ve paydaşları arzulanan sonuçlara doğru yönlendirecek ve olumlu etkileme süreçleri ile yöneterek beklenen amaçları gerçekleştirecek

Lider’in Takipçileri : İç ve Dış Gruplar

Bir grubun üyesi bulunmanın, aidiyet hissi, dayanışma, ortak bir amaca ulaşma konusunda yardımlaşma, grubun üyeleri arasında sağlanan imkanlardan ve işbirliğinden yararlanma gibi pek çok faydaları vardır. Aynı gruptaki üyelerin tutumları genellikle birbirine benzer. Bu nedenle de grup üyelerinin kendi inançlarına ve değerlerine destek bulmalarını sağlar.

Psikolojide bir bireyin üyesi bulunduğu gruplar iç grup, diğer tüm gruplar ise dış grup olarak adlandırılır. Bir üye ait olduğu grubun(iç grup) davranışlarına uyum gösterir. Bu bağlamda iç grup üyelerinin etkileşimleri, onların dış gruplara yönelik tutum ve davranışlarında kayda değer uyumlu etkiler yaratır.

İç grup üyeleri bir konuda belli bir eğilime sahipse birbirleriyle etkileşimleri arttıkça o tarafa doğru daha çok kayarlar. Bu durum iç grup üyelerinin grup normlarını sadece takip etmediklerini, onları pekiştirebildiklerini de göstermektedir. Başka bir deyişle grup, kendini oluşturan üyelerin bulunduğu bireysel konumlarından daha uç noktalara doğru kayabilmekte, başka bir deyişle görüşlerinde daha aşırılaşabilmektedir

Birbiri ile bağları güçlü olan gruplarda bu aşırılaşma, uç noktalara kayabilme eğilimi “grup düşüncesi-groupthink” olarak tanımlanmaktadır. Üyeler bu tür bir grup karar sürecinde her hangi bir konuda kuşkulara sahip olsa bile, bu kuşkularını bastırmayı tercih etmekte, daha da ileri gidip, farklı düşünenleri susturma yoluna dahi başvurmaktadırlar.

Grubun lideri de aynı baskın görüşlere sahip olduğunda, üyeler liderlerini memnun etmek, onun gözüne girebilmek için görüşlerini daha da aşırılaşmış bir biçimde sergilemeye çalışır. Böyle bir durum grup liderlerini eleştiriden yoksun bırakır, yalnızlaştırır. Üyeler lidere duymak istediklerini söylerler. Hatalarını söylemeye hevesli olmazlar. Liderler de pohpohlanmadan, yaltaklanmaya kadar ast/takipçilerinin sergilediği bu davranışlar sonucu özeleştiri duygularını kaybedebilir, tüm söylenenlere içtenlikle inanmaya başlarlar.

İç gruplar kendilerini diğer gruplardan ayrıştırmaya, farklılaştırmaya da gayret ederler. Kendilerine diğer gruplardan daha başka bir görünüm kazandırmaya çalışırlar. Giyim, kuşam, aksesuarlar, vücut veya yüzlerinde belirgin kalıcı veya geçici işaretlerle ritüeller oluştururlar. Bu bağlamda üniformalar, cübbeler, peruklar, takılar ve benzerlerinin hepsi iç grupların kendilerini farklılaştırma ve ayrıştırma araçlarıdır. Bu tür ritüellerin, iç grup aidiyeti itibarı ile işlevsel yararları bulunduğundan rasyonel bir tutarlılığa sahip olduğu doğrudur. Örneğin bir kişinin asker, veya polis olduğu böyle anlaşılır. Ama grup aidiyeti yanında aşırı örnek giyim, takı ve ritüellere sahip olmanın zararlı sonuçlar vereceği hususu da araştırmalarda ortaya çıkarılmıştır.

Örneğin, M.Şerif’in 1940 larda aşağıda kısaca açıklanan bir seri araştırmasında şaşırtıcı sonuçlar elde etmiştir. Araştırma sürecinde;

  • Bir yaz kampında birbirlerini daha önceden tanıyan çocuklar birbirlerinden ayrılarak farklı iki grup içine yerleştirilmiştir. Her grup yemek zamanları hariç genellikle kendi üyeleri ile birlikte vakit geçirmeye başlamışlardır.
  • Bir zaman sonra eski tanışık arkadaşlar yemekler de dahil artık bir araya hiç gelmemeye başlamışlardır. Artık her üye kendi grubu ile beraber oluyor, benzer tişörtler, giysiler kullanıyor, farklı jargonlarla konuşuyordu.
  • Gruplar daha da zaman geçince tam manası ile ayrıştılar, hatta ilişkileri düşmanlık seviyesine geldi. Küçük çatışmalar daha da büyümeye başladı.

Araştırmaların son aşamasında ise artık ayrışan ve birbirleri ile tamamı ile düşman olan gruplara bu defa başarılı performans ve sonuçlar için birbirleri ile işbirliğine gerek duyacakları görevler verildi. Gruplar bu defa işbirliği içinde verilen görevleri başarı ile gerçekleştirme için çalışmaya başladı. Bir zaman sonra ortak çalışmada bulunmak gruplar arasındaki mevcut çatışma durumunu ve düşmanlığı azalttı. Gerçek hayatta da farklı gruplar arasında çekişmeler ve çatışmalara oldukça sık rastlanmaktadır.

Bir grubun iç üyesi olmak bireylere rahatlatıcı bir aidiyet duygusu hissettirmektedir. Ama aynı kişi, üyesi bulunduğu grubun benimsediği ve kabullendiği kalıplaşmış önyargılarla diğer dış gruplara karşı belirgin olumsuz bir tutum ve davranış da geliştirmektedir. Bu yargılar her zaman olumsuz da olmayabilir. İyi/yararlı, veya kötü/zararlı kalıplaşmış önyargılar, bireysel farkındalıklar, yargıların doğruluk payının yüksek olması ve grup tarafından bu farkındalık ve yargıların uç noktalara kaydırılması gibi nedenlerle ortaya çıkmakta ve benimsenmektedir.

Liderlerin iç grup üyeleri ile ilişki düzeyleri, doğal olarak dış gruplara göre daha yüksektir. Ama böyle bir yüksek ve aşırı ilgi düzeyi iç üyelerde dış gruplardan daha da ayrışmaya, en azından kalıplaşmış zarar verici önyargıların çoğalmasına neden olabilmektedir. İç gruplarda barış ve yoldaşlık ilişkisi yükselmekte; grup dışındakilere karşı ise ayrışma ve çatışma duyguları artmaktadır. İçeride barış ve birlikteliğin etkili bir şekilde devamı ise dış gruplarla çatışmanın sürdürülmesi ile pekişmektedir.

Bu nedenle liderlerin iç grupları ile ilişkilerinde karşıt eleştirel görüşleri engelleyebilecek pohpohlayıcı ve yaltaklanıcı üye davranışlarına izin vermemeleri; dış gruplar hakkında da zarar verici kalıplaşmış önyargılardan kaçınmalarına dikkat etmeleri, tüm paydaşları kapsayan etkili ve başarılı liderlik performansı için yararlı olacaktır.

Bu içeriği paylaşmak istermisiniz?

Facebook
Twitter
LinkedIn

Bu içeriği yorum yazmak istermisiniz?