Sanayi devrimi ve fabrikalaşma ile ortaya çıkan klasik yönetim yaklaşımının en belirgin özelliği, organizasyonları rasyonel(akılcı) sistem olarak ele alıp incelemesidir.
Organizasyonlar akılcı sistem olarak ele alındığında yapının temel maksadının ‘etkililik(amaçları gerçekleştirmek) ve verimlilik(en düşük maliyetle)’ olduğu ve bunun için kurulduğu varsayılmakta; bu yapının işleyebilmesi için de işbölümü, uzmanlaşma, kontrol, koordinasyon sağlayacak kurallar, prosedürler düzeni kurulması yönünde çalışmalar gerçekleştirilmesi gerektiği yönündedir.
WEB sitemizde yer alan önceki yazılarımızdan birinde klasik yönetim yaklaşımında değişen organizasyonel süreçlerin, iş’in yapısı, işgörenler ve toplum üzerindeki etkilerini ekonomik ve sosyolojik bakış açısı ile araştıran Adam Smith, Karl Marx, Emile Durkheim, Max Weber, çalışmalarını(Klasik Yönetim Teorisinde Ekonomik ve Sosyolojik Temelli Yaklaşımlar-29.11.2022) ; ayrıca başka bir yazımızda bilimsel yönetimin kurucu atası Frederic W. Taylor ile aynı görüş sahibi düşünürleri (Klasik Yönetim Teorisinde Bilimsel Yönetim Yaklaşımı; Taylor ve Öncü Düşünürler-25.04.2023) kapsamlı olarak açıklamıştık.
Bu yazımızda klasik yönetimi yaklaşımı düşünürlerinden yönetim süreci yaklaşımının kurucu atası Henri Fayol’u ve aynı bakış açısına sahip diğer uygulamacı yöneticilerin çalışmalarını kapsamlı olarak ele alıp açıklamalarda bulunacağız.
Yönetim Süreci Yaklaşımı: Henri Fayol
İşletmelerde yönetim çalışmalarını bütünsel bir süreç yaklaşımı ile ele alan önemli klasik düşünürlerinden biri de Fransız bir maden mühendisi olan Henri Fayol(1841-1925) dur.
Çalıştığı Comambault Maden Gurubunda başkanlığa kadar yükselen Fayol, bu işletmede edindiği deneyimlerinin sonucu olarak 1916 yılında yazdığı ‘Genel ve Endüstriyel Yönetim’ adlı kitabında, bir organizasyonda yer alan işletme faaliyetleri, yönetsel işlevler ve ilkeler konusunda açıklamalar yapmıştır.
Fayol’un yaşadığı ve görüşlerini yayınladığı dönem Fransa’sı iş yaşamı ve sanayi uygulamalarında, ABD’de doğan ‘Taylorist’ görüş ve ilkeler temelinde bilimsel yönetim hareketi kabul görüyordu. Bu nedenle Fayol’un yönetim alanındaki çalışmaları ülkesinde önce Taylor karşıtı ‘Fayolist’ görüşler olarak kabul edildi, ama zaman içinde güçlenerek taraftar bulmaya başladı.

Ancak yaşadığı dönemde Fayol, ‘Taylorist’ görüşlerle hemfikir olmadığı bazı konuların bulunduğunu belirtmesine rağmen, kendi görüşlerinin tümüyle Taylorist görüşlere karşı olduğunu hiçbir zaman kabul etmedi. Hatta böyle bir karşıt cephe oluşturulmasının bir hata olduğunu, Taylorist görüş sahipleri ile kendi görüş taraftarlarının bir araya gelerek yeni bir platformda çalışmalarını beraberce yürütmeleri gerektiğini çeşitli vesilelerle belirtti.
Kendisi yaşamı döneminde arzuladığı bu gelişmeyi tam olarak göremedi, ama bir zaman sonra bu görüşleri doğrultusunda ‘Taylorist’ ve ‘Fayolistler arasında müşterek bir çalışma platformu oluştu. Düşünürün Fransa’da yarattığı doktrin ve yönetim ilkeleri ölümünden yıllar sonra başta Anglo-Sakson çevreler olmak üzere tüm dünyada kabul edildi, değerleri anlaşıldı.
Organizasyon Faaliyetleri
Fayol organizasyonlara ve yönetime daha bütüncül odaklanarak bakmış ve öncelikle bir organizasyonda yer alan tüm faaliyetleri 6 gurupta toplamıştır: (a) Teknik faaliyetler (Üretim ile ilgili faaliyetler), (b) Ticari faaliyetler (Alım-satım, pazarlama ile ilgili faaliyetler), (c) Mali işlerle ilgili faaliyetler (Finansal kaynak bulma ve yatırım faaliyetleri), (d) Muhasebe faaliyetleri (Kayıt ve istatistiklerin hazırlanması ve kaydedilmesi, bilanço hazırlama, maliyet hesaplama ile ilgili faaliyetler), (e) Güvenlik faaliyetleri (İşyeri ve işgörenlerin fiziki ve insan kaynaklı tehdit ve tehlikelerden korunması ile ilgili faaliyetler), (f) Yönetim faaliyetleri (Yöneticilerin planlama, organize etme, emir-komuta, koordinasyon ve kontrol işlevlerini kullanarak işletmeyi yönetmeleri).

Fayol’a göre bir iş organizasyonunda bütüncül amaçlara erişmek için yöneticiler yukarıda yazılı alanlardaki faaliyetleri gerçekleştirmekle yükümlüdürler. Bu alanlardan ilk beş adedi(a-b-c-d-e) genellikle işlerin teknik uzmanlık alanı olup, mesleki bilgi ve deneyim gerektirmektedir.
Sonuncu faaliyet alanı(f) ise yönetsel becerilerin ağır bastığı ve belirli yönetim ilkelerinin ışığı altında yapılması gerekli faaliyetlerdir.
Yönetim İşlevleri
Günümüzde genel kabul gören yönetim işlevleri aslında kaynağını Fayol’un yukarıda organizasyon faaliyetleri içinde sıraladığı ve yer verdiği ‘yönetim faaliyetlerinden’ almıştır.
Emir-komuta işlevi günümüzde yürütme olarak adlandırılmış, koordinasyon işlevi bazı çağdaş yazarlarca, Fayol’un benimsediği gibi, ayrı bir işlev olarak tanımlanmış; diğer bazılarınca ise yönetimin her işlevinde yer alması gereken temel bir unsur olması görüşü ile ayrı bir işlev olarak kabul edilmemiştir.
Fayol’un grupladığı şekli ile bir döngü olarak kabul edilen yönetim faaliyetlerinde yer alan işlevleri kısaca hatırlatmakta yarar görüyoruz.
Planlama işlevi: Fayol’un adlandırması ile ‘öngörme’ işlevi, işletmenin amaçlarının ve bu amaçlara ulaşabilmek için gerekli yol ve araçların belirlenmesi olarak tanımlanan ilk yönetim işlevidir. Bu aşamada gelecekle ilgili analizler ve hazırlıklar yapılır.
Örgütleme işlevi: Organize etme, yönetim süreci döngüsünde ikinci safhasıdır. Amaçlar ve yollar ve planlama safhasındaki diğer konular ele alındıktan sonra, bunları gerçekleştirecek sosyal, fiziki, ve insani yapının kurulması organizasyon süreci içinde yer alır.
Emir-Komuta işlevi: Fayol’un adlandırması ile ‘kumanda’ işlevi (günümüzde yürütme-yöneltme işlevi olarak da adlandırılmaktadır) yönetim sürecinin üçüncü safhasıdır. Fayol’un, yöneticilerin becerilerine bağlı bir sanatsal işlev olarak nitelendirdiği bu safha bir yerde ‘düğmeye basarak yapıyı harekete geçirme’ olarak da tanımlanabilir.
Koordinasyon işlevi: Koordinasyon bir yönetim işlevi olarak Fayol gruplamasında yer almaktadır. Bir bütünün sorunsuz işleyişini sağlamak için tüm işlevler ve faaliyetler arasında uyumlaştırma ve ahenkleştirme yapılması ile ilgili konular bu safhada yer alır. Daha önce bahsedildiği gibi koordinasyon’a günümüzdeki yönetim işlevleri arasında genellikle yer verilmemekte, ancak diğer dört işlevin her birinde bulunması gerekli temel bir unsur olarak düşünülmektedir.
Kontrol işlevi: Kontrol işlevi, kurulan yapı ve yürütmenin, seçilen yöntem ve yolların önceden konulan amaçları gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceği, Fayol’un deyişi ile ‘doğrulamasının’ denetlendiği ve gerektiğinde düzeltici tedbirlerin alındığı aşamadır.
Yönetsel İlkeler
Fayol’a göre yöneticiler, organizasyon faaliyetlerini ve yönetim sorumlulukları ile ilgili yapması gereken işlevleri yaparken belirli yönetsel ilkelere uymalıdır.
Aslında yönetim ilke sayısı ile ilgili bir sınırlama getirmeyen, belirli bir sayı öngörmeyen Fayol, kitabında 14 adet olarak belirttiği bu ilkelerin esnek bir şekilde gereksinimlere uygun olarak ele alınabileceğini ileri sürmektedir. Ancak, tüm klasik yaklaşım düşünürlerinin ileri sürdüğü gibi Fayol da bu yönetim ilkelerinin her koşul ve organizasyon için geçerli en iyi ilkeler olduğu konusunda hemfikirdir.

İşletmelerde yönetim sürecinin doğru olarak gerçekleştirilmesi sorumluluğu bulunan yöneticilerin dikkate alması gerekli olan 14 Yönetim ilkesi aşağıda özet olarak belirtilmiştir:
İşbölümü İlkesi: Organizasyonların kurulması işbölümünün bir sonucudur. Dolayısı ile her organizasyonda işbölümü, işin doğası olarak vardır. Bu ilke ile belirtilmek istenen, bölünen ve bir anlamda basitleştirilen iş’ler vasıtası ile daha fazla üretim ve iş yapmak olarak açıklanabilir. Parçalara bölünmüş iş’leri devamlı olarak yapan işgören veya yöneticiler, bu iş’lerde uzmanlaşacak ve işyeri verimi yükselecektir.
Yetki ve Sorumluluk İlkesi : Yetki, yöneticinin sorumlu olduğu iş ile ilgili, karar ve emir verme hakkı olarak tanımlanabilir. Bir iş ile ilgili yetkisi bulunan kişi, aynı zamanda sorumluluğu da taşıyacaktır. Bu durumun tersi de geçerlidir. Sorumluluk sahiplerinin de mutlaka yetkiye sahip olmaları gerekir.
Disiplin İlkesi: Bu ilke işyerinde işgörenler ve yöneticiler arasında iş’lerin yapılması ile ilgili biçimsel veya biçimsel olmayan prosedürler, kurallar bulunması gerektiğini, ve bu kurallara uyulması hakkında taraflarca kabullenilmiş bir ortam yaratılmasını öngörür. Her kademede iyi yöneticilerin bulunması, adil ve açık prosedür ve kuralların belirlenmiş olması iyi ve disiplinli bir ortam yaratılmasına yardımcı olur.
Emir ve Komuta Birliği İlkesi : Her ast mutlaka bir üst yöneticiye bağlı olmalı ve ondan başkasından emir almamalıdır. Bu ilke yerine getirilmediği takdirde diğer yönetim ilkelerinin uygulanması bozulur. Birden fazla üst yönetici ile muhatap olan ve her birinden emir alan astların bulunduğu bir işyerinde, yönetim ilkelerinin sağlamaya çalıştığı düzen bozulur.
Yöneltme(yön) Birliği İlkesi : Bu ilke emir ve komuta ilkesinden farklı bir anlama sahiptir. Burada belirtilmek istenen, organizasyonel amaçlara uygun tek bir plan çerçevesinde, bölümsel faaliyetlerin bütünsel amacı gerçekleştirecek tek bir istikamete yönlendirilmesini sağlayacak yönetim yapısının kurulmasıdır.
Genel Çıkarların Bireysel Çıkarlara Üstünlüğü İlkesi : İşyerlerinde organizasyonel amaçlar gerçekleştirilirken, işgörenlerin bireysel amaçları da dolayısı ile gerçekleşmektedir. Örneğin işyeri beklediği karlılığı elde ederken, işgörenler de ücret ve maaşlarını almakta ve tarafların beklentileri yerine gelmiş olmaktadır. Ancak burada ilke olarak organizasyonel çıkarların sağlanmasına öncelik verilmeli, bunlar gerçekleşince bireysel çıkarların tatmininin sağlanacağı kabul edilmelidir.
Ücret ve Maaş Politikası İlkesi : İşletmedeki ücret ve maaş yönetimi ve uygulamaları hem işgörenler, hem de yöneticiler açısından adil ve tatmin edici olmalıdır. Ücret ve maaşlar makul ölçülerde olmalı, üstün çaba ve başarı gösterenler, çeşitli ücret ve maaş yöntemleri ile ödüllendirilerek teşvik edilmelidirler.
Merkeziyetçi Yönetim İlkesi : İşbölümünde olduğu gibi organizasyonlarda kararların üst yönetim organlarında alınması işin doğasından ötürüdür. Üst yönetimde alınan kararlar hiyerarşik düzende diğer yönetim kademelerine gönderilmelidir. Ancak yöneticilerin arzusu ve oluşan koşullar çerçevesinde merkeziyetçi yönetim yüksek veya düşük dereceli olabilir.
Hiyerarşi İlkesi: Bu ilke her organizasyonun en yetkili üst yöneticisinden en alt düzeydeki işgörenine uzanan ve çeşitli kademelerden oluşan dikey bir yapıya sahip olması gerektiğini belirtmektedir. Hiyerarşik yapıda da emir komuta düzeyi yine dikey olarak en üst kademeden aşağıya doğrudur. Bu dikey hiyerarşi aynı zamanda raporlama ve iletişim hiyerarşisidir. Sözkonusu hiyerarşi düzeni bazen etkin iletişim için bozulabilir ve üst yöneticilere haber verilmek koşulu ile, farklı kademeler ve birimler arasında direkt bir köprüleme ile doğrudan iletişim sağlanabilir. Fayol’un ‘geçit’ olarak düşündüğü bu köprü, işletme ve yönetim literatüründe ‘Gang Plank’ ilkesi olarak tanımlanmaktadır.
Uygun Düzen İlkesi: İşyerlerinde herkes veya her şey için uygun bir yer bulunmalı ve herkes veya her şey kendine ait yerde durmalıdır. İşyerlerindeki uygun düzen, kullanılan maddeler, aletler, makineler gibi fiziki düzen için olduğu kadar, çalışanların sosyal yapı düzeni için de geçerlidir.
Eşitlik ve Adil Yönetim İlkesi : İşyerlerinde yönetim ve iş’ler adalet ilkeleri göz önünde bulundurularak herkes için iyi ve adil, Fayol’un deyişi ile, ‘eşit’ bir şekilde yapılmalı ve çalışanların bunu algılamaları sağlanmalıdır.
İşgücü Devamlılığı İlkesi: İşe uygun olarak seçilen elemanlar ve bu kişilerin gerek işbaşında gerekse iş dışında eğitimlerle kazandığı deneyim ve uzmanlıklar işletmenin verimliliğinde önemli unsurlardır. İş’ten ayrılan deneyimli uzman elemanların yeri kolayca ve kısa bir zamanda doldurulamaz. Bu durum da işlerin gerektiği şekilde yapılamamasına neden olabilir. Bu nedenle zaman ve emek harcanarak kazanılan ve eğitilen kişilerin işletmede uzun müddet çalışmalarının sağlanacağı bir ortamı gerçekleştirmek gerekir.
İnisiyatif İlkesi: İş’lerin çeşitli koşullar altında yapılması, planların uygulanabilmesi, o işleri yapmakla sorumlu kişilerin inisiyatif kullanmaları ile başarıya ulaşacaktır. Bazı sorunlu veya gereken zamanlarda inisiyatif kullanmanın önemi daha da büyüktür. Bu nedenle işgücü, yaptıkları ve sorumlu oldukları işlerde belirli görüşleri önerme ve uygulama özgürlüğüne sahip bulunmalı, bu haklarının kullanımları özendirilmelidir.
Çalışanların Birlik ve Beraberliği İlkesi : ‘Birlikten güç doğar’ deyişini, çalışanlar arasında bağlılık, güven ve kolektif başarı arzusu ile pekiştirdiğimizde, işletmelerde tek bir vücut gibi hareket edebilen beraberliği sağlayabiliriz. Günümüzde ‘takım ruhu’ olarak tanımlanan bu ruh işletme ve çalışanları için amaçlarına ulaşabilmede büyük bir güç kaynağı olacaktır.
İşletme tasarım ve yapılandırma açısından Fayol, görüleceği üzere organizasyonların daha çok üst kademe yönetiminin bütünsel bakış açısı ile görüşler geliştirmiştir.
Bütünsel yapı itibarı ile merkezileşmiş, etkin işbölümü ve uzmanlaşma ağırlıklı mekanik yapıların en uygun organizasyon yapıları olarak her zaman ve mekanda geçerli olacağını ileri süren Fayol, bu görüşleri ile organizasyonlarda alt kademelerdeki işgörenler seviyesinde araştırma yapan bilimsel yönetim düşünürlerinden (Taylor, Gilbreth, Gantt) farklı bir düzeyde çalışmalarını yoğunlaştırmıştır.
Fayol ve Taylor
Klasik yönetim düşüncesinin kurucu ataları sayılan bu iki düşünürün görüşleri arasında karşılaştırmaların zaman zaman yapıldığı görülmektedir.
Aslında aynı klasik yönetim yaklaşımının öncüleri olsalar da, bazı detaylara dikkat edildiğinde her iki düşünürün çalışmalarındaki odak noktalarının farklı olduğu ortaya çıkmaktadır.

Örneğin, Taylor ‘bilimsel yönetim’ çalışmalarında ana fabrika/üretim düzeyinde alt kademe görev alanlarında belirli iş ve görevlerin yapılmasında verimlilik konularına odaklanıp, yeni yöntemleri geliştirip öğrendiklerini hiyerarşiye uygularken; Fayol ise ‘yönetim süreci çalışmalarında daha çok işletme yönetim kademelerinde bütünsel bir bakış açısı ile planlama, örgütleme, komuta etme, koordine etme ve kontrol etme gibi genel örgütsel işlevlere ve ilişkili ilkelere odaklı çalışmalar gerçekleştirmiştir.
Başka bir deyişle Fayol işletmenin bütününde uygun düzenin sürdürülmesi amaçlı genel örgütsel yönetim işlevlerine bütünsel bir bakış açısı ile vurgu yaparken, Taylor bilimsel analizle geliştirilebilecek bireysel performans ağırlıklı işyeri görev verimliliğine vurgu yapar.
Bu bağlamda Taylor’un işletme faaliyetlerine aşağıdan yukarıya; Fayol’un ise yukarıdan aşağıya bakarak, yönetimsel görüş ve ilkelerini açıkladıklarını söylemek yanlış olmaz.
İki düşünür görüşleri arasındaki diğer bir fark da çalışanlara yaklaşımlarıdır.
Taylor’ın bilimsel yönetim çalışmaları iş ve görevlerde verimlilik ve üretkenliğe odaklanırken, işin insani yönünü büyük ölçüde ihmal etmiştir. Düşünür, her ne kadar çalışanların adil ücret hakkını savunmuşsa da, bu görüşünün temeli insani duyarlılıktan ziyade işyerinde verimliliği arttıracak eşitlik temelli bir ortam sağlanması nedeni ile ortaya atılmıştır.
Nitekim sözkonusu dönemde bazı alan uzmanlarınca ve kamu makamlarınca Taylor’a İnsan ilişkileri açısından eleştiri okları yönlendirilmiş, çalışanların insani yönü göz ardı edilip, makine benzeri bir unsur olarak görülmesi nedeni ile soruşturmalar açılmış, hatta bir kısım çevrelerce çok ağır bir nitelemeyle ‘Şeytan’ olarak isim takılmıştır. (Not: Bu konuda daha kapsamlı açıklamalar içeren ‘F.W.Taylor ; Yönetim Dahisi veya Şeytan-18.01.2022’ adlı yazımıza WEB sitemizden erişilebilir.)
Fayol, ise çalışanların parasal araçların ötesinde başka araçlarla da motive edilebileceğini çalışmalarında gündeme getirmiştir. Örneğin çalışanlara öğrenme ve yükselme fırsatları verilmesi, eşit ve adil davranılması, birlik ve beraberlik içinde takım ruhu yaratılması, ücretlerinin nasıl ödenmesi gerektiği gibi konuları tartışma konusu yapmasından Fayol’un insani konularda daha duyarlı ve ilgili olduğu görüşü ileri sürülmektedir.
Her iki düşünürün de benzer olan ortak noktası ise görüş ve ilkelerinin her koşulda tüm örgütlere uygulanabileceği hususudur. Düşünürlerin yaşadıkları dönemde karşılaştıkları sorunlu konulara birer çözüm önerisi olarak ortaya koydukları bu genel görüş ve ilkeler, ilerleyen zamanlarda değişen çevre koşulları nedeni ile oluşan yeni sorunlarda çözüm üretme konusunda yeterli bulunmamış, eleştiri konusu yapılmıştır.
Yönetim Süreci Yaklaşımında Önemli Düşünürler
Fayol’un yönetim süreci yaklaşımı ve kavramsal çerçevesi, aynı dönemde yönetim konularında çalışmalar gerçekleştiren Lyndall Urwick, Luther Gullick, James D. Mooney, Alan C.Reiley ve bir dizi araştırmacı tarafından da ilgi ve kabul görmüştür.
H.Fayol’un çalışmalarından etkilenen Birinci Dünya savaşının felaketli yıllarını siperlerde yaşamış, madalya sahibi eski subay, klasik yönetim düşünür ve yazarı Lyndall F. Urwick(1891-1983) iş organizasyonlarında etkili ve verimli olabilecek, evrensel nitelikli 10 yönetim ilkesini; Amaçlar ilkesi, Uzmanlaşma ilkesi, Koordinasyon ilkesi, Yetki ilkesi, Sorumluluk ilkesi, Tanımlama İlkesi, Yetki-Sorumluluk Denklik ilkesi, Kontrol Alan İlkesi, Denge ilkesi, Devamlılık ilkesi olarak sınıflandırıyordu.

Yine Fayolist yönetim süreci kavramları ve çerçevesi içinde Luther H. Gulick (1892-1993) alanda POSDCORB(Planning, Organizing, Staffing, Directing, Coordinating, Reporting, and Budgeting) kısa adı ile bilinen ve Planlama, Organize etme, Kadrolama, Yürütme, Koordine etme, Raporlama ve Bütçeleme olarak yedi yönetim ilkesine; James D. Mooney (1884-1957) ve Alan C. Reiley (1869-1947) ise Hiyerarşi, İşlerin işlevsel olarak bölümlendirilmesi, Koordinasyon gerekliliği, ve Yetkilerde emir komuta yetkisi yanında kurmay yetkiden yararlanma ilkeleri olarak dört yönetim ilkesine vurgu yapıyordu.
Yukarıdaki paragraflarda belirttiğimiz bir hususu tekrarlayarak bitirelim.
Fayol’un yönetim süreci kavramsal çerçevesi ve ilkeleri, yaşadığı dönemde Taylor’un bilimsel yönetimi kadar popüler olmayıp, değeri geç anlaşılsa da, zaman geçtikçe ilgi gördü, ve çağdaş işletme ve yönetim eğitim metodolojisi ve modernist yönetim düşüncesinin gelişmesinde hakkettiği yeri aldı.
Bu nedenle de, Fayol gerek akademik, gerekse profesyonel iş alanında modern yönetim teorisinin önde gelen kurucu ve vazgeçilemez atalarından biri olarak kabul edilmektedir.
Okumaya değer ve güzel, akıcı bir metin olmuş.
Anlamlı mesajınız için çok tşk ederim, sayın meslektaşım…