Yeni Makaleler

İçinden “Kriz” Geçen bir Bienal Öyküsü

Kriz’i genel anlamı ile bir kurumun rutin/olağan sistemini bozan ve aniden ortaya çıkan herhangi bir acil durum olarak tanımlayabiliriz. Bu tanımdan hareketle krizlerin ortaya çıktığı kurumda

Dünya Ekonomik Forumu : Küresel Rekabet Endeksi

Kan ter içinde uykularından uyanıyorsan eğer her gece Olur olmaz yere ıslanıyorsa kirpiklerin artık her şeye Kaybettiklerini daha sık anımsıyorsan, hatta anlıyorsan Kendini, yurdunu kimsesiz

Mary P. Follett; Zamanının Ötesinde Bir Yönetim Kahini

Klasik organizasyon düşünürleri yönetim yaklaşımları açısından organizasyonların  verimli olarak yapılandırılması ile ilgili, gerek işgören düzeyinde(üretim kademesi),  gerekse üst yönetim kademelerinde ilkeler geliştirirken önemli bir konuyu

İşletme ve Yönetimde Postmodernizm-1; Genel Açıklamalar

‘İşletme  ve Yönetimde Postmodernizm’ başlıklı bu  yazı  kanımca, yönetim profesyonellerinden ziyade alanda akademik çalışmalar  yapan meslektaşlarımın daha çok ilgisini çekebilir. Akademik  jargonların  ve soyut felsefi bir uslubun kullanıldığı yazı, meraklılarına yönelik doyurucu bir yazı olabilir, ama konuya ilgi duymayanlar için uzun  ve yorucu da sayılabilir. 

Bu yazıda da  açıklamaları öz ve kısa olarak anlatmakta zorluk çektim ve yine kolay okunabilmesi için iki bölüme ayırarak kaleme aldım, öyle de yayınlayacağım.

Yazımızın ilk bölümünde  postmodernizm konusunda genel bilgiler yer alacak, takip eden ikinci bölümde de postmodernizm konuları işletme yönetimi ve organizasyonu alanına odaklanılarak ele alınıp incelenecektir.

Bu vesile ile okuyucularımıza daha önce websitesinde yayınlamış olduğum ‘İşletme ve Yönetim Alanında Modern, Modernizm, Modernist Yaklaşım Kavramları’ başlıklı yazımızda işletme ve yönetim çalışmalarında   modern, modernizm ve modernist yaklaşım kavramlarını ele aldığımızı ve açıklamalar yaptığımızı hatırlatmak isterim.

Meraklıları için kolay okumalar dilerim.

Postmodernist Yaklaşımlar

20. yüzyılın ikinci yarısının hemen başında 1960’lardan itibaren işletme yönetim ve organizasyon çalışmalarına yepyeni bir entelektüel bakış açısı yansımaya başlamıştır.

Bir iş organizasyonu olan işletmelerin yapı ve yönetiminde etkili unsurlar olan, ölçek, çevre, kullanılan teknolojiler, gibi durumsal faktörlerin yanında güç ilişkileri, politik davranışlar, kültür, dönem(tarihsel) gibi konular da incelenmeye başlamıştır. Ayrıca felsefe, edebiyat, mimari ve diğer alanlarda eserler vermiş dönemin önemli entellektüel düşünürlerinin görüş ve fikirleri temelinde organizasyon, işletme ve yönetim ile  ilgili yeni bakış açıları ve düşünceler tartışılmaya başlanmıştır.

Postmodernism, bu rüzgarın etkisinde ortaya çıkmış ve zaman içinde gelişerek işletme yönetimi, yapı ve davranışlarında ‘Postmodern Organizasyon Yaklaşımları’ olarak bilinen yeni paradigmaları oluşturmuştur.

Diğer alanların çoğunda  olduğu gibi işletme ve yönetim yaklaşımlarında postmodern yapı ve süreçlerin ortaya atılması, tartışılması, oluşturulması, teorik çalışmaları başlatan iki önemli bakış açısından –ontolojik ve epistemolojik– kaynaklanmaktadır.

Postmodernism ; Ontolojik Bakış Açısı

Ontoloji, varlık bilimi olarak tanınmaktadır ve varlığın özellikleri, yapısı, işlevleri ve bağlantıları üzerinde önkabul niteliğinde söylemler içeren bir yaklaşımdır.

Ontolojik bakış açısı postmodernizmi bir ‘dönem-epoch’ olarak ele alır ve inceler. Toplumun modern dönem olarak adlandırdığı ve tanımladığı bir zaman diliminin arkasından gelen, ve ondan farklı birtakım özellikleri olan bir dönemdir sözkonusu olan. Bu bağlamda postmodernizm aynen post-fordizm, post-endüstriyel, post-kapitalizm gibi, kendinden önce gelen modern dönemden kendini ayırmaya yarıyan bir kavramdır ve bazı düşünürlere göre, bir anlamda da, modernitenin bittiği varsayılan tarihi işaretlemektedir. ‘Post’ öneki kendinden öncesi ile kendisi arasında bir ayırım sağlamaktadır.

Bu durumda kendinden önceki dönem ile kendisini ayırma maksatlı yazımda kelime olarak ‘postmodern’ mi, yoksa ‘post-modern’ mi diye tanımlamak ve yazmak doğrudur?..

Bu tartışmada pek bir karar birliği bulunmamaktadır. Ama kelime yapısının alanda kullanımları itibarı ile;

-Postmodern yaklaşımın önde gelen düşünürlerinden, Derrida ve Foucault’ın da içinde bulunduğu ve dil, yazım, göstergebilim dalında çalışmalar ‘post-yapısalcı(post- sructuralism)’,

-Dönemsel sosyal koşulları inceleyen ontolojik yaklaşımlar ‘post-modernist’,

-Bilgi kuramı, üretimi ve ilgili alanlarda felsefi çalışmaları kapsayan epistemolojik yaklaşımlar ‘postmodernist’, olarak yazılmakta ve kullanılmaktadır.

Ancak literatürde ontolojik ve epistemolojik yaklaşımları, yaklaşım türünü belirterek , aynı sözcük ile ‘postmodern’ olarak tanımlayanlar da oldukça yaygındır.

Biz ontolojik yaklaşımları da yaklaşım türünü belirterek ‘postmodern’ kelimesi ile ifade etmeyi tercih ediyoruz. Bunun nedeni ‘post-modern’ sözcüğünün, diğer ‘post-‘ ile başlayan sözcüklerde  olabildiği gibi kendinden önceki dönemden sonrasını ifade etmesine rağmen, belirleyici dönem özelliklerini işaret etmeyen bir anlamı çağrıştırabileceği hususudur. ‘Postmodern’ sözcüğü ise farklı özellikleri ile oluşmuş modern sonrası bir dönemi daha vurgulu işaret edebilmektedir. Nitekim  yaklaşım türü ile birlikte kullanılarak ‘ontolojik postmodernism’ olarak adlandırılan çalışmalar, yaygın olarak, modern sonrasını, dönem(epoch) özellikleri ile ele alıp incelemektedir.

Postmodernism ; Epistemolojik Bakış açısı

Postmodernizmde diğer bir yaklaşım, çalışmaların temelini oluşturan bilgi kuramı, felsefi düşünce itibarı ile farklı belirleyici özellikleri  içeren epistemolojik bakış açısıdır.

Epistemoloji, dünyayı ve olguları anlamak için bilgilerin nasıl ve ne şekilde elde edildiği, toplandığı ve üretildiği konuları ile uğraşan bir felsefe dalıdır.

Epistemolojik bakış açısı, postmodernismi ‘bilgi kuramı’ açısından ele alır ve dünyayı, olayları, olguları anlamak için gerekli bilgi üretiminin, modernist yaklaşım ve onun bilgi üretmeyöntemi olan positivist metodolojiyle elde edilmesini kabul etmez, onları sorgular, hatta reddeder.

Çünkü positivist metodoloji sadece görünenleri ele alır, gözlemler sonucunda ölçülenleri ve aralarındaki ilişkileri  tümevarım akıl yürütmeye dayalı olarak karşılaştırmalı çalışmalar ve sayısal analizlerleaçıklamaya ve belirlemeye çalışır.Ama tüm bu modernist ve positivist rasyonellik (akılcılık), özgürlük, nesnel evrensellik, deneycilik olguları ile bilgi üretimi yeterli değildir.

Başka bir deyişle, positivizmin kemikleşmiş araştırma yöntemleri ile insan algısını yadsıyan, zamandanbağımsız kuralcı bilginin, olguları ve gerçek dünyayı anlatması mümkün olamaz. Çünkü her insan yaşama süresi içinde nesnelerle bağını algıları ile kendi tasarlar, değerlendirir ve eylem gösterir.

Bu nedenlerle modernist ve positivist yaklaşım bilgi üretmekte başarısızdır ve bu başarısızlığın teorik temellerini anlamak ve aşmak gerekmektedir. Başarısızlığı aşmanın yolu da modernist yöntemleridüzelterek değil, bizzat modernizmin kendi dil ve söylemleri ile tanımladığı olguların temel argüman yapı ve ilkelerini bozmak, sökmek, başka bir deyişle yapıbozuma (deconstruction) uğratmakla yapılabilir.

Görüleceği gibi postmodernist epistemoloji, deterministik(belirlenimci), sistematik tektipleştirici modernist bakış açısını ve positivist yaklaşım ve yöntemleri reddetmekte; bilgi üretiminin, öncelikle dil ve söylemlerde olduğu gibi olgularda da yapıbozum(deconstruction) yolu ile yapılmasını öngörmektedir. Bu bağlamda da postmodernism bilim felsefesi, bir bilgi üretim ve teori geliştirme yaklaşımı olarak modernist ve positivist felsefeden bir ‘kopuş-ayrılış’ı simgeler.

Yukarıdaki açıklamalardan özetle epistemolojik(bilgi üretme) bakış açısı ile postmodernist yaklaşım önermeleri aşağıdaki gibidir;

-İnsanlar her zaman rasyonel davranmayan, duygularına göre hareket edebilen ve yaşama değişik anlamlar veren farklı ve karmaşık yapıda bireylerdir.

-Aydınlanma(enlightment) hareketlerine dayalı olan modernist temelli bilgi ve onun positivist yöntemleri(akılcı, gözlemci, deneyci, dedüktif, deterministik) dünyayı, olguları anlamamıza yeterli olmamakta, hatta onları yanlış anlamamıza ve çözümlememize neden olmaktadır. Bu nedenle gerçek denilen ve kabul edilen bilgiler ‘naive’dir ve yanlıştır.

-Ancak ne yazık ki, farklı ve karmaşık yapıdaki insan, modernizmin ‘gerçek’ diye önüne sürdüğü yanlışlara dayalı kalıplaşmış ve kurallaşmış bilgilerin yönlendirdiği davranışlar içinde yaşamını geçirmekte ve geleceğini şekillendirmektedir.

-O halde bu yöntemlerle oluşturulmuş gerçeği yansıtmayan, yanlış bilgi birikimi reddedilmeli ve ona dayalı kalıplaşmış ve kurallaşmış davranışlar terkedilmelidir.

-Bu nedenle de insanın  köhne bilgilerden arınması ve hür bir insan olması içinpostmodernist bilgi kuramının yapıbozum(deconstruction) ilkesi kullanılarak söylem ve olgular yeniden gözden geçirilmelidir. M.Foucault’ın deyişi ile insan sahip bulunduğu tüm bilgi, inanç, varsayımları ve önyargılarını terketmeli, yani bir bakıma ‘entelektüel anlamda yok olmalı -disappear man-’ ve yeni görüş, fikir, gerçek ve hayallere kendini açmalıdır.

Yapıbozum- Deconstruction

Bireylerin temel düşünce sistemini oluşturan zihinsel paradigmaları, metin ve anlamları yeniden kurgulayarak gerçek anlamların ortaya çıkarılması, geçersiz, yanlış  bilgilerden arınmak ve gerçek bilgilere erişebilmek için postmodernistler tarafından başvurulması önerilen yöntem olan ‘yapıbozum- deconstruction’ için beş önemli epistemolojik kavramın irdelenmesi gerekmektedir:

Ayırım Kavramı:Postmodernizmin önde gelen düşünürlerinden J.Derrida’nın, ‘differe’ ve ‘defer’ sözcüklerinden birleştirerek kurguladığı ve ‘ayırım-différance’ kavramıyla tanımlayarak açıklamaya çalıştığı postmodern tutuma göre, insan evreni, dünyayı, nesneleri ne kadar açıklamaya çalışırsa çalışsın insan, evren, metinler, sürekli başka insana, başka evrene, başka anlamlara(differ) göndermede bulunarak kesin anlamı erteler(defer). Bu nedenle de kesin ‘anlam’a ulaşılamaz, mutlak doğrudan söz edilemez. O halde yapıbozum için yapılacak ilk önemli husus bu ertelemeyi yansıtmayacak bir düşünce stratejisi geliştirmektir.

Temsil(yansıtma)Kavramı: Dünya, olgu ve temel düzen ile ilgili tanımlamalar nesnel bir doğruluğu göstermekten ziyade naive ve yanıltıcı olarak yansıtılmakta, birey algısına göre temsil edilmektedir. Bu bağlamda gerçeği doğru şekli ile değil, birey tarafından kurulduğu, gösterildiği ve temsil edildiği kadar öğrenebiliriz. Bu temsili reddetmeliyiz.

Dönüşlülük Kavramı: Modernist yöntemlerin oluşturduğu bireysel ve entelektüel yargılar ve varsayımlar konusunda şüpheci , eleştirici olunmalı, zihinsel dönüş yapılmalıdır.

Yazım Kavramı: Nesnel dünyada bağımsız varlığı ile akıl-merkezci ‘dil-lisan’, olguları açıklamada yetersizdir. Çünkü kullanılan dil-lisan, bir şeyi yansıtırken aynı anda onu oluşturmakta, başka bir deyişle, anlam yaratma sürecini etkilemektedir. Modernist yaklaşımda da, bireysel mantık ve akıl ile elde edilerek kurgulanan gerçekler, kullanılan dil-lisan  ile yansıtılmaktadır. Bu nedenle de metaforik, karmaşıklık ve çelişkilerle dolu olduğundan yazımda ‘akıl-merkezci modernist dil-lisan/söylem’ engellenmelidir.

Konudan Uzaklaşmak Kavramı:Konular sübjektif bilinçle bireyin kendinden uzaklaştırılarak ele alınmalıdır. Önyargı ve algılardan bağımsız yaklaşımla konuya bakılmalıdır. Entelektüel anlamda ‘yok olunmalı’ ve yeni görüş, fikir, gerçek, estetik ve hayallere geçit verecek eklektik(seçmeci ve kaynaştırıcı) davranışlar benimsenmelidir.

Postmodernist epistemolojinin yapıbozum yöntemi ile ilgili yukarıdaki ilkesel açıklamaları, kısaca, geleneksel bilgi üretiminde yorumlayıcı bireyin olayları yansıtmasındaki yanıltıcı temsilinin, önyargılarının, ve kullandığı dil-lisan/söylemin gerçekleri iyice bulandırdığını, bu nedenle de olguların ve olayların yukardaki ilkelerle yeniden gözden geçirilmesini işaret etmektedir.

Postmodernizmi, epistemolojik açıdan tanımlamak ve açıklamak kolay değildir. Çünkü epistemolojik açıklamalar bu akımın öncü düşünürleri olan Jacques Derrida, Jean-François Lyotard, Jean Baudrillard, Michel Foucault’ın 1960 larda edebiyat, dilbilim, semioloji(göstergebilim) ve felsefe alanında yaptıkları çalışmaların sonrasında ortaya çıkmış ve yol almıştır. Ancak ileri sürülenler ve görüşler hala tartışmalıdır ve daha fazla açıklanmaya muhtaçtır.

Postmodern konusunda açıklamalarımıza yazının ikinci bölümünde yönetim ve organizasyon alanındaki gelişmelere odaklanarak devam edeceğiz.


Yararlanılan Temel Kaynaklar:  Bazrkar,A. ve diğ;The Impact of Postmodernism on Management and Organization Theories;Intı’.Journal of management and humanity Sciences;Vol3(8);2014;2739-2743; Erdemir,E.;Postmodern Örgüt Kuramı;Aüyayınları;2013;174; Hatch, M.J.; Organization Theory;Oxford;1997;47-48; Hassard,J.;”Postmodern Organizational Analysis:Toward a Conceptual Framework”Journal of management Studies;May 1994; Linstead,S.; Organization Theory and Postmodern Thought;SAGE Publication;Ch:1; Lon-Ar,D.; “Postmodern Organization and New Forms of Organizational Control”;Economic Annals;165;April 2005; 105-119; Uçan,H.; “Modernizm/Postmodernizm ve J.Derrida’nın Yapısökümcü Okuma ve Anlama Önerisi” Turkish Studies Intl.Periodical For Language;Vo.4/8;Fall2009; Mirze,S.K.; İşletmelerde Organizasyon Tasarımı ve Yapılandırma; Beta;2016.

Bu içeriği paylaşmak istermisiniz?

Facebook
Twitter
LinkedIn

Bu içeriği yorum yazmak istermisiniz?